Diş Beyazlatma (Bleaching)
Dişler neden renklenir?
Dış kaynaklı renkleşmede boyar madde rengi ile dişteki renkleşme benzerdir. Yiyeceklerin ve içeceklerin de boyar maddeleri direk olarak diş yüzeyine tutunabilir. Bu durumda ağıza alınan yiyecek ile renkleşme benzer renktedir. Bu gıdaların içindeki boyarmadde çoğunlukla tannindir. Burada iyon yer değişimi mekanizması işlemektedir. Buna N1 tip renkleşme denir.
Pigmentli maddeler pelikıla bağlanır ve daha sonra rengi değişirse buna N2 tip renkleşme denir. Dişin dişetine yakınl bölgelerdeki sarımsı renkleşmeler ile yaşla birlikte kahverengi pelikıl oluşumu bu şekilde olmaktadır. Renkleşme sürekli pelikıl oluşumu ve pelikıl proteinlerinin denaturasyonu şeklindeki modifikasyonu ile olmaktadır.
Renksiz maddelerin diş yüzeyine bağlanması ve buradaki kimyasal değişim sonucu renkleşmeye neden olması N3 tip renkleşmeleri oluşturmaktadır. Klorheksidin gargara renkleşmesi, kalay fluorid renkleşmesi bu grup içindedir. Yüksek miktarda karbohidrat ve şeker içeren elma, patates gibi yiyecekler bu şekilde kahverengi renkleşme yaparlar.
N1 tip renkleşmeler profesyonel temizlikle (dişhekimi tarafından yapılan diştaşı temizliğiyle) giderilebilir ve ağız hijyeni sağlanarak önlenebilir. N2 tip renkleşmeleri çıkarmak daha zordur. Ancak bunlarda klinikte profesyonel temizlikle giderilebilirler. N3 tip renkleşmeler için çoğunlukla karbamid peroksit gibi bir oksidasyon maddesi ile (diş beyazlatma ile) çıkarılabilir.
Dış kaynaklı renkleşmelerin en önemli nedeni, boyar madde içeren yiyecek ve çay, kahve, kola gibi içeceklerin sık alınmasıdır. Bu şekilde mine yüzeyinde açık kahverengi-siyah renkleşmeler görülür. Sigara, sigar, pipo kullanımı ile daha çok servikal bölgelerde sarımsı kahverengiden siyaha kadar oluşabilen renkleşmeler oluşabilir. Tütün çignenmesi ise minedeki mikro çatlaklarda koyu renk oluşumuna ve yumuşak doku hasarlarına neden olur. Mikroçatlaklarda oluşan renkleşmelerin giderilmesi hemen hemen imkansızdır.
Bazen dişer sürmeden önce renkleşebilirler. Boyar maddeler diş yapısını etkilemişlerdir, ve bu renkleşmeler iç renkleşmelerdir. İç renkleşmeler dişlerin gelişimi sırasında alınan tetrasiklin, fluorür gibi bazı ilaçlardan, diş gelişimi döneminde geçirilen ateşli çocuk hastalıkları, eritroblastosis fötalis, porfiria gibi yogun pigment oluşumuna yol açan hastalıklardan yada genetik hastalıklardan kaynaklanabilir.
Tetrasiklin renkleşmesi. İntra uterin yaşamın ikinci trimestrinden başlayarak 8 yaşına kadar olan dönemde, yani dişlerin formasyonu döneminde alınan tetrasiklin,(ANTİBİYOTİK) dentin mineralizasyonu sırasında Ca ile şelasyon yapar ve tetrasiklin ortofosfat oluşur. Renkleşme, böyle etkilenmiş dişlerin güneş ışınları alması sonucu tetrasiklin salınımı ile oluşur. Bu nedenle genellikle kesici dişlerin vestibül yüzeylerinde koyu gri veya morumsu kahverengi renkleşme olurken daha az ışık alan azı dişlerinde sarı renkleşme görülür. Renkleşmenin ağırlığı ve yaygınlığı ilacın kulanılma süresine ve kullanım zamanına bağlıdır.
Endemik fluoroz renkleşmesi. İçme sularında 1-2 ppm den yüksek miktarda F bulunması, ameloblast metabolizmasının etkilenmesine dolayısı ile defektli mine organik matrisi oluşumuna ve yetersiz mineralizasyona neden olur. Diş macunu, ağız gargarası gibi fluorür içeren ürünlerin aşırı kullanılmının da fluoroza neden olduğu bildirilmiştir.. Böyle dişlerin yüzeyinde beyaz, tebeşirimsi opak alanlar ve sarı kahverengi yada siyahımsı bölgeler örülür.
dislernedenrenklenirhastalik.jpg Hastalıklardan kaynaklanan renkleşmeler. Bebeklik döneminde agır bir sarılık geçiren çocukların dişlerinde mavi gri veya kahverengi renkleşmeler, eritroblastosis fötaliste çok sayıda eritrosit yıkımına bağlı karekteristik kahverengi dişler, porfiriaya da ağır pigmentasyona bağlı parlak kahverengi dişler görülür. Bebeklik döneminde, mine oluşumu sırasında geçirilen ateşli hastalıklar, cerbral paralisi, travmaya bağlı nörolojik hasarlar, C ve D avitaminozu, kalsiyum ve fosfor eksiklikleri mine organik matrisinin salgılanma yada matrisin kireçlenme mekanizmasında bozukluğa neden olur. Bu durumlarda hipoplastik veya hipokalsifiye mine oluşumu görülür. Böyle dişler ilk sürdüklerinde normal renktedir, ancak daha sonra dış etkenlerin kalitesiz mineye yerleşmeleri kolay olduğu için kısa sürede dişlerde renkleşmeler oluşur. Hipoplaziler bir veya birkaç dişte birden görülebilir. Amelogenezis imperfekta, dentinogenezis imperfecta gibi kalıtsal hastalıklarda da mine hipoplaziktir ve tüm dişlerde renkleşmeler görülür.
Ne şekilde olursa olsun renkleşen minenin beyazlatılması bazı yöntemlerle yapılır. Beyazlatma yöntemleri genel olarak canlı dişlerde beyazlatma ve cansız dişlerde beyazlatma yöntemleri olarak sınıflandırılabilir. Canlı dişlerde beyazlatma yöntemleri, kullanılan beyazlatma maddelerine göre hidrojen peroksit beyazlatması ve aşındırma beyazlatması olarak ikiye ayrılır. Ancak bazı durumlarda her iki yönteminde sakıncaları vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
1. Geniş pulpalı dişlerde
2. Dişeti çekilmesi
3. Ortodontik hareket sonucu aşırı hassasiyet
4. Ağır mine kaybı
5. Ağızda porselen kuron gibi pahalı restorasyonlar
6. Hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlarda
7. Hidrojen peroksit alerjisi olan kişilerde
Bunlardan birine sahip olup olmadığınız ve bunların diş beyazlatması için size engel olup olmadığını muayene sonucu belirlenir.
Klinikte Diş Beyazlatma
Yöntem 35% hidrojen peroksitin ısı yada ısık ile aktive edilemesi esasına dayanır. Yöntemde kullanılan malzemeler şunlardır: beyazlatma çözeltisi (30-35% H2O2), ısı kaynağı, koruyucu gözlük, gazlı bez, lastik örtü, yumuşak dokuları korumak için gliserin bazlı alkali madde, fosforik asit, gazlı bez, sodyun hipoklorit.
Klinik uygulama
1. Aşama: Diş yüzeylerindeki dış renkleşmeler ve varsa diştaşları periodontal yöntemlerle temizlenir.
2. Aşama: Başlangıç fotografı alınır. Renk skalası ile başlangıç rengi belirlenir.
3. Aşama: Çevre yumuşak dokular gliserin vada vazelin içeren bir pat ile ısı ve hidrojen peroksitin zararlı etkilerinden korunmak amacı ile örtülür.
4. Aşama: Lastik örtü takılır. Lastik örtü ara yüzlerde mumlu diş ipi yada plastik bir iplikle sabitlenmesi gereklidir. Zira mumsuz dişipi kullanımı hidrojen peroksitin emilimine neden olur.
5. Aşama: Diş yüzeyleri cilalanır ve lastik örtüden çıkan artık koruyucu krem uzaklaştırılır.
6. Aşama. Mine yüzeyleri hidrojen peroksitin penetrasyonunu kolaylaştırmak amacı ile 7 saniye 35% fosforik asit ile dağlanır, yıkanır ve kurutulur.(Bu aşama kullanılacak sisteme gore değişiklik göstermektedir, her sistemde kullanılmayabilir)
7. Aşama: Dudakların ısıdan etkilenmesini önlemek için nemli bir gazlı bez lastik örtünün altına, dudakların üzerine yerleştirilir. Hastaya koruyucu gözlük takılır.
8. Aşama: Tek katlı bir gazlı bez beyazlatılacak diş arkı üzerine yerleştirilir ve 35% hidrojen peroksit ile ıslatılır. Aktivasyon ışık ile yapılacaksa bu işlem için özel olarak hazırlanmış karışım kullanılmalıdır.
9. Aşama: Isı kaynağı beyazlatılacak dişlerden 30 cm. uzağa yerleştirilir. Aletin reostası 115oF a ayarlanır. Hastada oluşan hassasiyet niform edilerek ısı 140oF e kadar yükseltilir. Bu şekilde 20-30 dakika süreyle hidrojen peroksitin aktivasyonu sağlanır. Isı aktivasyonu sırasında hidrojen peroksit buharlaşacağı için, gazlı bez gerektiğinde yeniden hidrojen peroksit ile nemlendirilmelidir.
10. Aşama: Gazlı bez kaldırılır, artık beyazlatma maddesi 5.25% lik nifor hipoklorit ile tamponlanır. Eğer renkleşme niform değilse, yalnızca daha koyu renkleşme olan bölgelere hidrojen peroksit uygulanarak ısı aktivasyonuna 5 dakika daha devam edilir.
Bu şekilde yapılan beyazlatmanın başarısı, renkleşmenin sebebine ve ağırlığına bağlıdır. Yaşlanma ile olan renkleşmelerde, fluoroz renkleşmesinde çoğunlukla 1 seans yeterli olmaktadır. Tetrasikline bağlı renkleşmelerde ise 3 hatta 4 seans gerekli olabilir.
Gülüş tasarımı ;
Ağız ve diş yapınızda görmek istediğiniz değişiklikleri estetik ve fonksiyonla birleştirerek, size en uygun ve optimum gülümsemeyi yaratmamızdır.
Toplumsal ilişkilerde ilk tanışma, karşılaşma ve ilk görüş çok önemlidir. Ahenkli yumuşak bir gülümseme her zaman pozitif bir başlangıçtır. Günümüz diş hekimliğinde doğal bir gülüş için kişinin fiziğine ve karakterine özel diş tasarımları yapılmaktadır. Gülüşünüzdeki ufak bir değişiklik ile hem psikolojiniz düzelip özgüveniniz artarken hem de kişisel ilişkileriniz ve sosyal statünüzde önemli değişiklikler yaratabilirsiniz. Işık saçan bir gülümseme yüzünüzle bütünleştiğinde kendinize olan güveniniz ve mutluluğunuz karşınızdakini de ister istemez etkileyecektir.
Gülüş tasarımı tüm dünyada ve özellikle Amerika'da bireylerin artan estetik talebi ile gelişmiş kişinin istekleri ile doğallık ve fonksiyonu birleştirerek mükemmel sonuçlar elde edilmiştir.
Modern diş hekimliği bulunan yeni teknikler ve tasarımlar ile hekim ve hastaların bütün estetik beklentilerini karşılayacak ölçüde gelişmiştir. Kişiden kişiye değişen belli faktörler gülümsemenizi etkiler.Bunlar ;
1- Yaşınız
2-Cinsiyetiniz
3-Dudaklarınız
4-Dişetleriniz
5-Dişlerinizin renk ve formu
6-Yüz yapınız olarak sıralanabilir.
Yaş faktörü en dikkat çekici olanıdır. Geçen yıllarla beraber yüz hatlarınız değişir.Ufak kırışıklıklar belirirken ağız ve çene bölgesinde de farklılıklar başlar.Öncelikle yıllar boyu kullandığınız çay, kahve, sigara gibi etkenler dişin mine tabakasının da aşınmasıyla birlikte gülüşünüzün solgunlaşmasına, diş renginizin de koyulaşmasına eski ışıltısını kaybetmesine yol açar.Bunun yanı sıra geçen yıllarla birlikte fonksiyon gören dişler aşınır, ön bölgede kırılmalar, çatlamalar ortaya çıkarken arka bölgelerde de dişlerde aşınma kuron boyunda kısalmalar meydana gelebilir.Arka dişlerde bu kısalmalar çene kemiklerindeki erime ve incelmeyle birleştiğinde yüzün genel görünümünde bir çöküntü haline yol açar.Tüm bunlar ise kişiyi yaşlı gösterir.
Bütün bu problemler estetik diş hekimliğinin farklı yöntemleri ile artık kolaylıkla çözülebiliyor.Dişteki basit renkleşme sorunları beyazlatma işlemi ile yok edilirken ön bölgedeki estetik sorunlar için kompozit bondingleme veya porselen laminate veneer ile ideal çözümler mevcuttur.Arka dişlerdeki problemler ise porselen onley ya da veneerler ile yok ediliyor. Böylece hem estetik hem de kişinin çiğneme fonksiyonu ve fonasyonu (konuşma ) doğal sınırları içerisinde yeniden şekillendiriliyor.
Kısacası yüzünüzü ile tamamen uyumlu bu tedavilerle gülüşünüzü gençleştirmek artık sizin elinizde ...Üstelik bu işlemlerin hepsi çok kısa bir sürede ( 1-2 seans ta) uygulanıyor.
İnley Dolgular
Inlay diş dolguları döküm dolgulardır. Dolgu için şekillendirilmiş oyuğun (kavite) ölçüsü alındıktan sonra, laboratuvarda altın veya porselenden hazırlanır ve dişe yapıştırılır. Özel teknik ve çok hassas çalışma gerektirirler.
İnley ve Onley Seramik Dolgular
İnley ve onleyler dolgu ve kuron (kaplama) arasında bir çözümdür. Dolguyu destekleyebilecek yeterli miktarda diş yapısı bulunmadığı takdirde ve diş kuron ile kaplanacak derecede zarar görmemiş ise inley ya da onleyler kullanılır. İnleyle karşılaştırıldığında onleyler daha geniş alanı kapsarlar. İnleyler dolguya daha çok benzer ancak dişlerin çiğneme yüzeylerinde bulunan tepecikleri (tüberkül) arasında yer alırlar. Onley ise bir ya da daha fazla tepeciği de örtecek biçimde yapılır.
İnley ve onleyler seramikten (porselen) yapılırlar. İnley ya da onleyin ömrü yapıldığı materyale, bulunduğu dişin durumuna, çiğneme kuvvetlerine, hastanın ağız hijyenine ne derece dikkat ettiğine ve düzenli diş hekimi kontrollerine bağlıdır. Genellikle onlarca yıl sağlıklı biçimde görevlerini sürdürürler.
Hangi Durumlarda Kullanılırlar?
Zarar görmüş bir diş inley ya da onley ile yenilenebilir. Büyük azı dişi çiğneme yüzeyinin yarısından fazlasının çürüdüğü durumda inley yerine onley yapılması tercih edilir.
İnley ve onley porselen dolgular dişte fazla madde kaybı olmaması amacıyla yapılırlar. Sadece çürük belli kurallar dahilinde temizlenir. Dişin ölçüsü alınır. Model elde edilir. Laboratuara yollanır. Porselen onleyiniz laboratuardan geldikten sonra dişe yapıştırılır.
Uygulama Nasıl Yapılır?
İnley ve onleyler laboratuarda hazırlandıklarından iki randevuda tamamlanabilirler.
Geri kalan sağlıklı diş yapısı, diş hekiminin inley ya da onley yapımına karar vermesini sağlar.
İlk randevuda, çürük temizlenir ve hazırlanan diş ve evre dişlerin ölçüsü alınır. Geçici bir dolgu maddesi ile diş kapatılır. Ölçü laboratuara gönderilir.
İkinci randevuda geçici dolgu çıkarılır. Diş prova edilir ve cilalanması için laboratuara gönderilir. Aynı anda diş temizlenir. Özel bir yapıştırıcı kullanılarak inley ya da onleyler dişe yapıştırılır. Diş hekimi tarafından kapanış tam olarak ayarlanır ve cilası yapılır.
Tedavi sonrası yapılması gerekenler
İnley ve onleylerin bakımı için sadece diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli diş hekimi ziyaretlerini içeren düzenli ağız bakımı gerekmektedir.
Riskler nedir?
İnley ve onleyler yapıştırılırken tükürükle temas ederseler tam olarak yapışmayabilirler. Porselen inley ya da onleyler de kırılabilir.
Bir çok avantajları vardır. En önemlileri şunlardır:
1-Bildiğimiz kron kaplamalar gibi dişte kesim yapılmaz ve dişte madde kaybını önler. Sadece çürük temizlenir. Dişte kaybolmuş madde anahtar-kilit gibi yerine sıkıca yerleştirilir.
2-Kompozit dolgular (Diş rengine uygun yapılan dolgular) gibi zamanla renk değiştirmezler. Porselenden yapıldıkları için renk veren maddeler üzerine yapışmazlar.
3-Sağlam yapıları nedeniyle dişe gelen kuvvetlere karşı dişi korurlar.
4-Amalgam dolgular gibi dişte estetik kaybına neden olmazlar. Doğal görünümdedirler. Aynen dişinizin renginde yapılırlar.
5-Yapılmaları için sadece 2 seans gereklidir.
6-Yüzeyleri cilalı olduğu için gıda artıkları yapışmazlar. Bundan dolayı daha hijyeniktirler.
7-Porselen oldukları için yapıştırıldıktan sonra kompozit dolgularda görülebilen “polimerizasyon büzülmesi” dediğimiz küçülme olmadığı için dişlerde soğuk-sıcak gibi hassasiyetler görülmez, tekrarlayan çürükler oluşmaz.
8-Aşırı madde kaybı olmuş, özellikle kanal tedavisi görmüş dişlerde adhesive (yapıştırma) sistemlerinden yararlanılarak dişin kaybedilen kısımları porselen onleylerle yerine konulabilir.
Laminater Vener
Lamianate veneerler gülüş tasarımı yapmak, size kusursuz bir gülüş kazandırmak için son yıllarda en çok tercih edilentedavi yöntemidir. Bu tedavi yöntemi ile dişlerinizin arasındaki ayrıklığı, renkleşmeyi, aşınmayı, kırıklığı hatta çapraşıklığı bile gidermeniz mümkün.
Tam olarak nasıl bir tedavi şeklidir?
Veneerler tırnak kalınlığında ince porselen yaprakçıklardır. Güzel bir gülüş elde etmek, dişlerinizdeki kötü görüntüyü ortadan kaldırmak için kullanılan bu teknolojide dişlerin ön yüzeyleri çok az miktarda pürüzlendirerek porselen veneerler yapıştırılırlar. Bütün bunların yanı sıra laminate veneer tedavisi 5-7 gün gibi kısa bir süre de son bulabilir.
Laminate Uygulaması:
İlk olarak dişlerinizin ön yüzeyleri pürüzlendirilir ve eğer gerek varsa diş etlerinizi de şekillendirir. İlk aşama lokal anestezi ile dişlerinizi ve dişetinizi uyuşturmak gerekebilir. Böylece operasyon sırasında hiçbir şey hissetmezsiniz. Yapılacak aşındırmanın 3-5 mm kadar olması yeterlidir. Üzerinde konuşup karar verdikten sonra sizi geçici dişlerinizle göndeririz. Laminate veneerler takılana kadar geçiciler sizin sıcak ve soğuğa karşı hasssasiyet hissetmemenizi ve görsel olaraka daha rahat etmenizi sağlar.
Kliniğe yapacağınız ikinci ziyarette laminate veneerleriniz dişlerinize geçici yapıştırıcılarla tutturulur. Bu şekilde yeni gülüşünüzün nasıl duracağını sizde önceden görüp değerlendirebilirsiniz. laminate venerlerin yerleştirilmesine karar verilmesinden sonra dişleriniz derinlemesine temizlenir ve ön yüzeyleri yapıştırıcının yapışmasına elverişli hale getirilmek için özel bir asit jel ile pürüzlendirilir. Daha sonra laminat kaplamalar yerlerine yapıştırılır ve özel bir sertleştirici ışık, diş yapıştırıcısını aktif hale getirmek için kullanılır. Böylece üç gün gibi kısa bir süre hayaliniz kurduğunuz gülüşe sahip olmuş olursunuz.
Avantaj ve Dezavantajlar:
Laminate Veneerin Avantajları
Laminate veneer tedavisinin birden çok avantajı vardır. Bu da tedavinin günümüzde daha çok tercih edilmesine neden olmaktadır. işte laminate veneerlerin avantajları;
Laminate veneerler renleşmezler. Kişilerin en büyük sorunu olan kahve, sigara ya da boyar madde içeren yiyecekler yüzünden oluşan renkleşmeler laminate veneerlerde oluşmazlar. Böylece kişi uzun yıllar beyaz dişlere sahip olabilir.
Işığı geçiren ve yansıtan bir yapısı olduğu için gerçek diş minesine benzer. Bu da tedavi gören dişin gerçek diş kadar doğal olmasını sağlar.
Diş hekiminde geçiremeniz gereken uzun haftalar ya da aylara ihtiyacınız yoktur. 3-4 gün gibi kısa bir süre de tedaviniz tamamlanır.
Kuron tedavisinin aksine dişlerinizin ön yüzeylerinden sadece 1-2 mm kadar az bir madde aşındırılır.
Özel bir yöntemle (bonding resin) dişe yapıştırma yapıldığı için dişten ayrılması mümkün değildir. Bunu ancak gerektiğinde biz gerçekleştirebiliriz.
İstenilen renk, boyut ve şekilde hazırlanabilir. Böylece dilediğiniz gibi bir gülüşe sahip olabilirsiniz.
Laminate veneerin Dezavantajları;
Mükemmel bir hazırlık ve laboratuar çalışması gerektirir. Hassas bir tedavi yöntemi olduğu için alanında uzman bir diş hekimi tarafından uygulanmalıdır. Alternatif tedavilere göre maliyeti yüksektir.
